https://t.me/FilmOnersene

Aşkın Gören Gözlere İhtiyacı Yok

Aşkın Gören Gözlere İhtiyacı Yok
Kaynak 1
Hata Bildir ×
Film Bilgileri
1 ay önce eklendi
Aşkın Gören Gözlere İhtiyacı Yok
68 izlenme
IMDb: 5.1
Hdfilmzone reklamsız full hd en iyi film izleme sitesi iyi seyirler diler. Film konusu: Cinayet masası dedektifi olan Salim (Fatih Artman), 30'lu yaşlarında olan içine kapanık bir adamdır. Eşinden ayrılan ve 3 yaşında bir kızı olan Salim, bir süredir devam etmekte olduğu göz tedavisinin sonuç vermediğini ve zamanla tamamen kör olacağını öğrenir. Bu sorunla baş etmeye çalışırken üzerinde çalışmaya başladığı yeni cinayet davasında öldürülen kişinin karısı Handan Hanım’ın (Demet Evgar) da kör bir piyanist olması, Salim’in durumunu daha da ilginç kılar. Dava süreci ilerledikçe Handan Hanım’a fena halde gönlünü kaptıran Salim, ondan yüz bulamayınca ilgisini cinayetin bir numaralı katil zanlısının kör karısı Leyla’ya (Hare Sürel) yöneltir. Ama şüphesiz en tuhafı, Salim’in canından çok sevdiği annesinin yaşlı ve kör bir fahişe olmasıdır. Olaylar geliştikçe Salim daha da körleşir. Görmenin diğer duyulara karşı ezici baskınlığı, belki onu bedendeki kesin yargıç yapıyordur. Hayattaki karar mekanizmamız görme edimi ile gerçekleşmekte. Bir varlığın, bir gerçekliğin kabul edilmesi, onun görünmesi ile doğru orantılı. Bir duygunun hissedilmesi bile, ancak hissedildiği gösterilirse kanıtlanmış oluyor. Sırf bu nedenle görme duyusunu kaybetmiş olanlar veya doğuştan göremeyenler, diğer duyularını kullanarak görmeyi tamamlıyorlar, göz organı olmadan görmeyi algılıyorlar. Peki onu bu kadar üstün kılan nedir? Öncelikle seyretmek ve gözlemlemek eylemlerine bakalım. Bu iki sözcük benzer anlamlar taşıyor gibi gözükse de ince bir fark onları bir kafadaki iki ayrı göz kadar ayırabilmektedir. Latince kökeni ‘’Spectator’’ olan seyirci kelimesi, 19. yüzyıl kültüründe tek bir anlama gelmektedir: bir sanat sergisinde, tiyatroda ya da sinemadaki edilgen bakış. Gözlemlemek ise bugün hepimizin bildiği gibi görmeyi öğrenmiş birey tarafından gerçekleştirilen eylemdir; bakarken edilgen, incelerken etkendir. İngilizcedeki kökeni ‘’Observe’’ olan gözlemlemek, belirli kodlar çerçevesinde önceden belirlenmiş bir sisteme uyarak bakmaktır. Bu bakımdan yedi sanat arasında en popülerin sinema olmasının bir nedeni belki de budur: görmenin algılamayı ve hissetmeyi kolaylaştırması. Modern dünyanın ilk inşasından günümüze kadar, belki bilinçsiz olarak insanlara görme eylemi öğretildi. Camera Obscura, fotoğrafın icadı, 1900’lerden itibaren sinemanın yükselişi, ardından gelen televizyon ve günümüzde YouTube, Instagram gibi web siteleri aşamalı olarak görsel bir tarih oluşturdular. Sinema özelinde konuşacak olursak, filmler ve onların yarattığı ortak dil nedeniyle seyirci -bugün aynı zamanda gözlemci- filmleri öğrenilmiş bir bakışla/gözle anladılar, hissettiler. Bu ortak bakışın dışındaki birçok film ise yeterince ‘’izlenilmedi’’. İşte Aşkın Gören Gözlere İhtiyacı Yok, bu bakışı kırmaya çalışan filmlerden sadece bir tanesi. Film, bakış denen konunun öğrenilmiş bir eylem olduğunu dile getirirken, aynı zamanda bu filmi izleyen sinema seyircisine de gönderme yapmaktadır. Bir film aslında onda görmediklerimizden de oluşmaktadır.
Yönetmen:
Yapım Yılı:
Ülke:
Bunlara da Bakın
Yorumlar 0 Yorum
https://t.me/FilmOnersene
Reklamı Kapat